Social Media Icons

Ara

hangimiz caz, hangimiz güz?

hiçbir yerde gerçeklikten en küçük bir eser yok. gerçeklik-dışına ilişkin duyumsamalarımdan başka.

istanbul

kaybolan kapı

bir yanım kadıköy bir yanım beyoğlu
bir vapur hıncahınç insan
bir terk edilmiş rum evi gibi hiç insan

güz günü gibi kuru, soluk
sisteki sigara dumanından farksız

yalnızlığın mı yankılanıyor
yoksa kulakların mı tıkanıyor

aynı dalga çevresinde dönüp dolaşan balık misali
ölümüm bu denizden olacaktır belki de

ya da ölümüm kimsenin bilmediğinden

sokaklarımı gezdim. bir el omzuma dokunsaydı eğer
bir yavru kedinin sırtını şişirmesi gibi ya da
yıllardır bana penceremden bakan o dağ gibi olduğumu anlayacaktım
şimdi bir avuç kadarım

sonbaharda savrulan bi yaprak misali yoksul

beni doğuran güneş, büyüten yağmur
şimdi kurutan güneş, taşıran yağmur

dağılıyor, dokunamıyorsun
bağırıyor, duyamıyorsun

gidenin gelmediği yerdesin
hiçbir yerdesin

duvarların sandığın aslında sırtındı
bulamadığın yüzler bundandı

hiç mi ümit yok
kaybettiklerin, kaybedilenler
gidenler, kalanlar
-sa -sı -de -da sı var mı bunun?

çağın adı yok, alıp başını gidemiyorsun

ne var ne yok kaybolan kapına serer rüzgar
şimdi kaybolan kapına bırakılmış kundakta bir bebek yalnızlık.

arzum Ceren Kocabıyık, gökhan d. / kafkaokur dergi, mayıs 2018