Social Media Icons

Ara

hangimiz caz, hangimiz güz?

hiçbir yerde gerçeklikten en küçük bir eser yok. gerçeklik-dışına ilişkin duyumsamalarımdan başka.

galata, istanbul

müphem


biraz eğlenceli bir gündü, tüm gün yatağından, evinden çıkmadığı günlerin ardından sonunda bir iki saattir evin dışındaydı, birkaç köşeyi döndüğünde cihangir, istiklal, tophane'ye hemencecik ulaşabileceği bir konumda oturuyordu, bu sefer cihangir'den geçerek maçka parkına gelmişti, evinden pek de uzak sayılmazdı, yanına aldığı kitabı ve defteriyle maçka parkında bir yerlerde çimlere oturmuştu, kitaba yeni başlamış ve henüz ellinci sayfaya gelmişti, kitap okyanusun ortasında küçük bir motorda günlerce aç susuz oltasına takılan bir balığın peşinden giden yaşlı bir denizcinin müthiş azmi ve mücadelesini anlatıyordu, okumayı bıraktı, kaldığı sayfayı ucundan katlayıp kitabı çimlerin üstüne yavaşça bıraktı.

başını, oturduğu yerden gökyüzüne çevirdi, derin bir nefes aldı ve mavi gökyüzünü seyre daldı. masal'ı düşünürken, tümden müphem meselesini, yine zihninde cevaplar bulamadı, öyle yoğun ve çok düşündü ki zihni bir savaştan çıkmış gibiydi, gözlerini kapayıp açtı birkaç defa, sonra ardından hızlıca ama bir kaç kez kafasını salladı, yorulmuş, düşüncelerden çıkmıştı. hava kararmıştı, daha fazla düşünmek istemedi, güzel veya çirkin hatırlamak değil içinden hiç çıkmayan bu müphem meseleyi ne yapacağını bilmiyordu sadece, çözemiyordu. müphemi ne yapacağını bilmiyordu ama sonsuza kadar süreceğini biliyordu.

biraz eğlenceli bir gündü, tüm eğlencesi biraz nefes almaktı.

kişisel not: kitabın gidişatı onun sesini duyduktan sonra artık çok daha netleşmişti. // galata, 21 şubat 2019